| Çevrimiçi Kullanıcılar |
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 5
Çevrimiçi Kullanıcı Yok
Kayıtlı Kullanıcılar: 148
Aktivite Edilmemiş Kullanıcılar: 0
Aktif Kullanıcı: kuhi
|
|
| YUMUŞAK G DERGİSİ 6. SAYISINDA |
kursak geçildi • Süheyla Mehmedoğlu • 5 •
roman'ın son oğlu • Murat Murat • 6 •
balkon düşleri • M. Fatih Kutan • 12 •
kaybolan VI • Cihad Özsöz • 13 •
good night daisy • Halil İbrahim Doğramacı • 14 •
good night benjamin’im • Leyla Marankoz • 15 •
ihtimal tanısı • İdris Ekinci • 16 •
kirli sicil ya da ölüm / kaza kurşunu • Abdulkadir Akdemir • 18 •
at avrat tazminat • Cihat Duman • 20 •
Cihat Duman ile söyleşi • 22 •
Hayriye Ünal ile söyleşi • 28 •
kadim muamma • Ahmet Büke • 36 •
açlık • Aykut Ertuğrul • 39 •
süper mahmut • Mustafa Çevikdoğan • 43 •
fuzuli'den ceviz tabut • Banu Kaba • 48 •
pusula • Besim Yunus • 52 •
ışık kurtuluştur • Burak Furkan Mermer • 55 •
seyit lûtfullah çıkmazı • Mustafa Çevikdoğan • 61 •
medrese-i muvakkithane enstitüsü • Safa Polat • 64 •
"hâlbuki ben bir masalı olan adamdım" • Kübra Bilgin • 67 •
başı dönenler • Ali Seyfi • 69 •
yüceltme parodisi • Ali Ömer Akbulut • 70 •
bir âdem ile havva kıssası, birkaç hisse • İbrahim Demirci • 72 •
karanlık günce • M. Fatih Kutan • 74 • |
| ÇITAYI ASLA DÜŞÜRMEYEN DERGİ: YEDİİKLİM SAYI: 239 |
Seviyoruz bu dergiyi, Hasan Aycın’dan dolayı, Ali Haydar Haksal ya da Osman Bayraktar’dan dolayı, medeniyetimiz için; Mehmet Akif, Necip Fazıl, Sezai Karakoç için seviyoruz bu dergiyi, evet sadece dallara bakmıyoruz biz, köklerin de çiçek açtığını, meyve verdiğini biliyoruz.
Yedi İklim bu ay da okuruyla buluştu. Artık, kitapevlerinde derginin sorulduğunu duyuyorum, hararetle dergiyi bekleyen gençler var. Yedi İklim’in yeni bir okur kitlesi oluşmuş durumda.
Hasan Aycın, Ali Haydar Haksal, Kadir Tanır, Zeki Bulduk, Zafer Acar gibi usta kalemler ile gençler yine bir arada.
Bu sayının sürpriz ismi usta öykücü ve romancı Zeki Bulduk, “Ferideanım” başlıklı okunur öyküsüyle dergide yer almış. Ali Haydar Haksal, son aylarda kısa öyküye (short-story) yönelmiş durumda, anlık ve çarpıcı olaylarla anlatısının mekânını ve zamanını yenilemeye çalışıyor, onun Ocak ayındaki öyküsünü görmemiş olanlara bulup okumalarını öneririm, çünkü pek az seferinde böyle iyi öykülere rastlıyoruz, güzel şeyleri paylaşmak amacıyla hatırlatmak isterim. Hasan Aycın, İslam Tarihinde geçen olayları kendi zihninden-gönlünden ve dilinden geçirerek yeni bir tatla dönüştürüyor. Yunus Emre Özsaray hem öykü hem de inceleme yazılarıyla dikkat çekiyor ve gelecek vaat ediyor. İsmail Demirel de öyle; o da Fatma Karabıyık Barbarasoğlu hakkında yazmış. Rasim Özdenören ile bir söyleşi yapılmış, öykü kuramı ve tarihi adına oldukça önemli şeyler bulacaksınız bu söyleşide.
Zafer Acar; edebiyatımızın önemli şairlerinden Ömer Erdem üzerine bir yazı kaleme almış, ilginç tespitlerde bulunmuş, sıradanlaşan şiir incelemelerinden, daha doğrusu mesnetsiz methiyelerden bıkanlara yeni tespitlerle nefes aldırıyor: “ ‘Evvel’de Ömer Erdem bence son yılların en sağlam dilini ortaya koymuştur. Türkçeye bir katkıdan bahsedeceksek bu kitabı çekinmeden gösterebiliriz. Bu başarı nereden geliyor ve bu kitap neden ayrıksı duruyor? Ömer Erdem, sadece şairane duyuşla değil Doğu ve Batı edebiyatına hakimiyeti sayesinde mısralarının altını zorlanmadan dolduruyor. Yahya Kemal titizliğiyle işlenen şiirler; yaşantıdan doğmuş olmalı ki, gerçek hayattaki şairin ruhuna bürünmüş ve böylelikle sağlam bir duruşa kavuşmuştur. Tereddüt etmeden diyebilirim ki, her mısra tek başına şiir tadı niteliği taşır hale gelmiş, ama hepsi ayrılmaz birer uzuv gibi birbirine geçmiştir… Tekrarlayayım, Ömer Erdem, poetik bilinci olan bir şair, kendisine yeni hareket alanları açmakta zorlanmıyor, bir sanatkâr ancak menşei kendine ait yeniliklerle varlığını sürdürüp tekrara düşmeden nitelikli ürünler ortaya koyabilir. Bence, hatta bu bence’ye de gerek yok, şair, ‘Evvel’de tepkisel bir tavırla bugünlerde iyiden iyiye dışlanmakta olan dili öne çıkarıyor ve geleneksel şiirin kalıplarını modern bir algıyla dönüştürerek yeni bir tat yaratıyor. Biliyoruz ki bazı ortamlarda dolaşıma sokulan içi ıvır zıvırlarla boşaltılmış şiirsel metinler bulunmakta.”
Diğer yandan Ömer Erdem ile Cevdet Karal arasındaki dostluğu, kendi şiirleri arasında da kurulmasına karşı çıkıyor Acar, bence oldukça haklı: “ ‘Kaşgar’ın iki şair editörü Ömer Erdem ile Cevdet Karal da muhtemelen birlikte anılmaktan rahatsız oluyorlardır; evet, zorlarsak, poetikalarını oturttukları sağlam zeminlerden yola çıkıp da iki usta şair arasında akrabalık kurabiliriz, fakat onların ortaya koydukları apayrı karakterlerdeki başarılı eserleri bizi hatamız konusunda uyaracaktır. Herhangi iki şairi bir kahvede veya pastanede birlikte otururken görüvermeyelim, hemencecik o sandalye ya da koltuklardan şairleri kaldırıp yerlerine şiirleri oturturuz. O halde modern eleştirinin, sosyal ilişkileri şiirle irtibatlandırmaya pek olumlu bakmadığını hatırlatalım kendimize.” Dese de şu irtibatı kurmadan kendini alıkoyamıyor: “Kesinlikle Ömer Erdem ile Cevdet Karal kuşaklarının iki önemli-güçlü şairi. 90 kuşağının diğer şairlerini sağlıklı kaynaklardan beslenen birikimli ve özgün bu iki şairin kefesine koyup bu terazide tartarsak daha doğru sonuçlara ulaşırız.” 90 kuşağı şairleri alınacaklar gibi bu sözlerden.
Zafer Acar, dergiler hakkında da yazmış: Yeniyazı, Karayazı, Heves ve Papirüs hakkında da yazmış. Şairin, Heves hakkındaki yazısı Osman Konuk’a bir cevap niteliği taşıyor dahası polemiğe yakın duruyor. Yeprem Türk, Şahin Taş, Ümit Zeynep Kayabaş, Hüseyin Karacalar, Hacer Akıcı, Süleyman Unutmaz, Mehmet Özger, Ahmet Tokiş, Abdulkadir Akdemir, Nedim Gökhan Aydın gibi geneli gençlerden oluşan şairler de Yedi İklim’de karşımıza çıkıyor. Şiirler, titizlikle seçilmiş. Yedi İklim istikametinden şaşmadan yoluna tam hız devam ediyor. |
| DEĞİRMEN DERGİSİ SAYI:20 İSTANBUL ÖZEL SAYISI |
DEĞİRMEN: İSTANBUL ÖZEL SAYISI
Şiiristanbul / Mehmet Doğan
İstanbul’un Fethi / Murat DEMİRCİ
İstanbul-Fatih İlçesi Tekkeleri / Müfid Yüksel
Kültürün Başkentinde ‘Şahane’ Bir Aşk / Aydın Kırman
İstanbulistler ve Neo-İstanbulistler / Ali Öztürk
Romanesk İstanbul / Mehmet Doğan
Şehr-i Esrar: Divan Şiirinde İstanbul / Hamza Kaya
Sait Faik’in İstanbul’u / Ömer Kemiksiz
Hayal Şehir / Sebahattin Karakoç
Edebi Eserlerde Bir Hazine: İstanbul / H.Nihal Özbey
Mum Çiçeği / Özer Burgaz
İstanbul’un Kimliği: İmparatorluk Merkezi / Ertan Eğribel
Haseki Daruşşifası- Şişli Etfal’den Vakıf Gureba’ya Tarihi Bir Yolculuk…/ Asiye YÜCEL
Kayıp Ebabiller / Nef’i Pedri
Sır; Darüssaade’nin Haremağaları / Ayşegül Serdar
İstanbul Şiirleri / Rasim Demirtaş
Ayağımda Kırk Numara Bir İstanbul / Hüseyin Akın
İdeolojilerin İstanbul’u / Rüstem Budak
Sakiname/ Nihat Kaçoğlu
Mezar Taşlarında Yazının Gelişimi / Ersan Perçem
İstanbul’daki En Eski Selâtîn Camii: 2. Bayezid Camii ve Külliyesi / İsa CIDA
Ah İstanbul/ İbrahim Açılan
Hangi İstanbul/ Leyla Yıldız
Bir İstanbul Sine- Masalı / Ahmet Sakartepe
Örtüsüne Bürünen Şehir: İstanbul/ Abdulkadir Akdemir
Sahafların İstanbul’u İstanbul’un Sahafları / Reşit Güngör Kalkan
Karyağdı (Eyüp) Tekkesi / Nicolas Vatın – Thierry Zarcone
Topkapı Sarayı / Erdal Topak
İstanbul’un Karikatürize Halleri / Said Coşar
Değirmenden Mektuplar/ Mehmet Doğan |
| YOLCU DERGİSİ 57. KEZ BİZLERLE |
“Susacağın zaman büyük susarsan, halkım,
susmasını, ama iyi susmasını, sıkı susmasını,
ağır susmasını bilebilirsen, halkım,
sen susunca taştan su sızmaya başlar.
Hırsından ağlamak isteyip de ağlayamayan
Ergenlerin sıkılı yumruğu gibi, taştan şiir
Ve sessizlikten de hakikat sızmaya başlar…”
C.Koytak
BU SAYIDA:
I ferhat kalender I bülent sönmez I nurullah genç I eda aktaş I yaşar bedri I ogün kaymak I faik öcal I suavi kemal yazgıç I ahmet mercan I dilek akın I müştehir karakaya I hüseyin korkmaz I ismail cem doğru I seyyit köse I selami ay I kemal aksu I Imustafa uçurum I aydın hız I tarık tufan I I sıddık akbayır I selçuk küpçük I gökhan akçiçek I bilal can I bünyamin doğruer I yahya kurtkaya I abdulkadir akdemir I yusuf bal I ümran yaka I
Dosya
“ öykü ve ironi ”
I ali suavi yazgıç soruşturdu I
a.haydar haksal, addullah harmancı,
necip tosun, kamil yeşil, sadık yalsızuçanlar, necati mert
* MECMUANIN ORTA YERİ I FATİH YORULMAZ ALİ MURAT GÜVEN’İ KONUŞTURDU:
““Ben Ali Murat Güven, şu anda 42 yaşındayım.
Ve son 25 yıldır da İslâmî câmiânın içinde aktivist bir gazeteci, kendi kendine heyecan yapıp duran bir kültür-sanat adamı olarak debelenip duruyorum. Elinde avucunda ve beynimde bulunan her değeri ‘Siyasal İslâm’ın yoluna sererek çeyrek yüzyıl boyunca mücadele etmiş bir zavallı, bir tür çağdaş Don Kişot olarak şimdi artık diyorum ki ömrüme gerçekten de yazık etmişim. Çünkü, bu tatsız tuzsuz hamurdan asla iyi bir pasta yapılamaz. Köylülük, biz Müslümanların derimize falan değil, resmen genlerimize işlemiş!”
I ümit zeynep kayabaş, şair hüseyin akın’la ‘şiiri’ söyleşti I
“Şairlerini yitiren toplum, akleden vicdanını ve kalbini yitirmiştir” |
| Kavil Edebiyat Fanzin Dergi sayı:8 |
 |
| Şair Duası 3 |

yenik bir taburdan geldik
zamanlı zamansız
ölümü seçtik
şimdilerde bir kayıp kent burası
ya bildir adının mealini kuşlara
ya da bil /me payıma düşen cesetleri
Yedi renkli umutlarını uyandır
aşk ve sevgi kanatlarını aç
hayaller ülkesinde uç uçabildiğin kadar
özgürlük ülkesine kanatlandır düşlerini!
ve
çizdiğimiz pencerelerde
henüz gelmemiş bir hazan
hıçkırıyordu
Yürümektir aşk
Deniz içinden geçip ıslanmamaktır
Varılan her limanda yorulmamaktır
umudu zaman vurmuşsa kaldırabilmektir
Mezarımın kuruyan toprağına
Kim su döker acep ?
Limon bahçesinin kelebeği
Bir anlık cennetti, yakaladığın
İçimde mavi sevdalardan kalma;
İstanbula dair
/ bir düş kuruyorum her zamanki gibi
boylu boyunca /
|
| BİZİM MAHALLE sayı:2 |
MAHALLE BASKISI 2
“Darağacına astığımız kelimeler kuruyunca görün bizi
Sesimizi hiçbir bıçak kesemeyecek!
Ahmed Hamza ŞAHİNBEY”
Susma Hakkımıza Dairdir
Bir sessiz diyalog içerisinde hırpalanıyoruz. Haddimizi aşıp ilk bilinçli gürültüyü çıkarmamızın üzerinden tam olarak bir ay geçti. Zaman büyük bir gürültüyle ve bizden aldıkları dâhilinde ağır vagonlarıyla çekti gitti. Biz artçı şoklar halinde devam eden, etmesini umut ettiğimiz bir süreç zikrediyoruz. Sağlam ve kararlı bir duruşun sağlayacağı zihin buhranlarının karşılığını ve belki karışıklığını sunma çabası içerisinde yoğruluyoruz. Söylediğimiz ve söyleyeceğimiz birkaç söz susma hakkımıza dairdir.
Meşguliyetlerin Çapraz Ateşinde Bir Garip İnsan
Kendimizi bildik bileli bize söylenen ve öğretilen bir şeydir “gelişmekte olduğumuz”. Bu ne güzel gırgırdır. Bir acayip sufle ki aslen izleyenler tarafından da duyulup bilinmekte ve dahi işin tadı fazlaca kaçmaktadır. Birileri bu zehirli yemeği sulandırdıkça iştahımız daha fazla kaçıyor. Refah, iyileşme, kalkınma, altın, yuro, dolar falanlar filanlar… Bu laflarla ancak kulaklar dolar o da boş lakırdılar kabilinden. Kurşuna adres sormuşlar, önünüze bakın demiş. Bize bir karış havada olmayanından ortak bir akıl gerekli. Zira danışıklı dövüşün ortasında hiçbir şeyden haberimiz olmadan kaybedeni oynuyoruz. Sabah akşam iş, düşünmek neden! Artı 12 saat ve yat ve uyu. Asgari ücret, alabildiğine sıkıntı... Evet, efendim etrafınca dönen asil atlar gibiyiz. Şahlanıp koparabilecekken bağlarımızı, bir at gözlüğünün izin verdiği kadar görebiliyoruz dünyayı. Böylece karşımıza düşünmeyi, çare üretmeyi bırakın barınma ihtiyacını karşılayamamış insan çıkıyor. Meşguliyetlerin çapraz ateşinde bir garip insan…
...
KİM BU “BİZİM MAHALLE”NİN AHALİSİ
Ahmed Hamza ŞAHİNBEY / Tarkan İkizler / Şeyma Akkan / Serhat KILINÇ / Özkan ESENDEMİR / Mustafa SAYAR / Dilara TUTUM / Büşra Yeleğen / Behlül Kamil KARAHAN / Abdulkadir AKDEMİR
Bizim Mahalle sarsıntılı bir yürüyüş düşlüyor. Ne kadar kalabalık olursa adımlar o denli güçlü bir sese doğrulacağızdır. Nitelikli bir çokluk arayışı içersinde yeni sayımız da vücut bulmuştur. Mahalle var olan inşaatlara yapılan kaynaklarla büyümeye devam ediyor. Bu mahallede gecekondu yapımına da torpiliniz olmadığı sürece izin var. Tek torpil yazının güçlü ve özgün olmasıdır.
Herhangi bir nedenle vereceğiniz adrese “Bizim Mahalle”yi isteyebilirsiniz. Bunun için verilen mail adresini kullanabilirsiniz.
Yazılarınız şu an olduğu gibi her daim beklentilerimiz arasında ki onlarda bize ses verenlerin yansımasını görmekteyiz. Bu önemli. Gönderilerde kısa bir özgeçmişinizi elbet bizden esirgemiyorsunuz.
Bizim Mahalle iletişim: edebiyatdeposu(at)hotmail.com
Editör iletişim: a.h.sahinbey(at)hotmail.com |
| ŞEHRENGİZ DERGİSİ 3. SAYISINDA |
Şehren-güz sayısı çıktı farkında müsünüz?
İçindekilerden bi demet ağzınıza çalayım da ağzünüz tatlansün:
ONLAR ERMİŞ MURADINA…………………Hafize Betül Durmuş
keşke hep çocuk kalsaydık
o masum, hassas yüreğimizle…
büyüdük,
bozuldu dünya…
kötüyüz biz, çok kötüyüz anne…
(GERİSİ DERGİDE)
İZ……...................................Abdulkadir Akdemir
Şehirler bizi sordu caddelerine
Ateşin düştüğü yer sulak bir alandı
(GERİSİ DERGİDE)
MATEMATİKSEL…..Ayhan Aslan
Ardımıza bakmadan pişkinleşir,
Günah üzeri günah, işleriz de.
Bir ayağımız çukura girmeden,
Düşünmeyiz bir âh’ın karekökünü bile.
(GERİSİ DERGİDE)
YETİŞKİNLİK TRENİ………….Muhammet Çelik
Suyu çıplak ayaklarıyla geçti. Ayaklarını çıplak yapan şey çorabının olmaması değil suyun lastiklerine dolmasıydı. İçinden çırılçıplak bir su geçti.
(GERİSİ DERGİDE)
SON SIR DA DÜŞTÜ ………………………..Ahmet Hamza Şahinbey
Kırılsın son nefes çıkmadan bir çengel gibi boğazımdan
Kurusun ve takılsın mermer soğukluğunda
Meçhul inleyişlerle tazelensin sabrımız
(GERİSİ DERGİDE)
MUSTAFA ÖZÇELİK İLE EDEBİYATA DAİR (SÖYLEŞİ)…………………Bilal Can
“İnsan, dünya görüşünden bağımsız bir varlık değildir. Öyle olduğunu düşündüğünde ise onun bir “kutsal”ı kalmaz zaten. Durum böyle olunca edebiyat anlayışımızı da dünya görüşümüz şekillendiriyor demektir. Buna göre edebiyatı dünya görüşümüze bağlı olarak vücut bulan bir faaliyet olarak görmek durumundayız. …………..“
(GERİSİ DERGİDE)
|
| Koridor dergisi 11. sayı |
Koridor’dan…
Hoşgörü uzaklaşıp gidiyor bizlerden… Cinayetler, kıyımlar, baskılar, üzeri örtülen, alışılan, belki de en kötüsü öğrenilen ve öğretilen, doğal karşılanan, sahiplenilen, reddetmek bir yana haklı ve gerekli gösterilen şiddete o kadar alışkınız ki ülke olarak toplumsal bir hafızamızın olmaması bir yana, bireysel olarak da aslında balıktan halliceyiz, durup etrafımıza göz ucuyla bile olsa bakmak gereği hissetmediğimiz için...
Ruanda’da 1994 yılında yaklaşık yüz gün içinde 800.000 Tutsi ve ılımlı Hutu’nun, aşırı uç Hutular tarafından feci şekillerde ve ilkel gereçlerle öldürüldüğünü, bütün dünyanın seyretmekle yetindiği bu vahşet için dönemin Fransız Cumhurbaşkanının:“O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil.” şeklindeki pişkin açıklamasını kaçımız hatırlıyoruz?
Birleşmiş Milletler ve ABD’nin sadece Afrika’da değil (ama belki en korkunç şekilde birçok Afrika ülkesinde) Balkanlar’da, Kafkasya’da, Ortadoğu’da, Latin Amerika’da kısaca bütün dünyada saymakla bitiremeyeceğimiz örneklerle ve türlü şekillerde uzun yıllardır uyguladıkları sistematik şiddet politikalarına o kadar alıştık ki şiddetin her türlüsü artık bizler farkında bile olmaksızın evlerimize, zihinlerimize, kalplerimize öylesine doldu ki her birimiz kendine bir rol kapar oldu kolayca bu oyunda. |
| Kavil Edebiyat Fanzin Dergi sayı:7 |
Evet…
Beklenildiği halde bu sayıda da dosya konumuz yok. Neden bizden bu bekleniliyor onu da anlamış değiliz.
Her zaman olduğu gibi tamam olduk ve çıktık.
Disiplinimizin olmayışı yanlış anlaşılmasın.
Tutarsız görünebiliriz ama sağlıklıyız .
Bize yöneltilen sorular belki çoğu zaman cevap bulamıyor ama bu da tedirgin etmesin kimseyi. Çıkıyorsak hala sancılıyızdır idrak hususunda.
Hala nedenlerin sebepleri bulunamamıştır.
Hala kalblere düşecek kelimelerimiz vardır.Galiba bu sorgular son bulmayacak.
Ne diyelim,sağlık olsun.
Bunun yanında 7. sayımızda kavlimizi bu sayfadan sonra da okuyacak olanlar için özenle doldurduk.
Yeni yüzlerle,yeni dünyalarla karşılaşmanız büyük olası. Umarız ki bu kargaşada herkes payına düşeni alır. Daha fazla ortalığı karıştırmayalım madem.
Buyurun efendim,okuyunuz.
|
| Enson Aktif Forum Başlıkları |
|
|
|
| Kısa Mesajlar |
Mesajınızı gönderebilmeniz için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Kısa Mesajlar Arşivi
|
|