DEĞİRMEN DERGİSİ SAYI:20 İSTANBUL ÖZEL SAYISI
Gönderen abdulkadirakdemir - February 13 2010 19:38:00
DEĞİRMEN: İSTANBUL ÖZEL SAYISI
Şiiristanbul / Mehmet Doğan
İstanbul’un Fethi / Murat DEMİRCİ
İstanbul-Fatih İlçesi Tekkeleri / Müfid Yüksel
Kültürün Başkentinde ‘Şahane’ Bir Aşk / Aydın Kırman
İstanbulistler ve Neo-İstanbulistler / Ali Öztürk
Romanesk İstanbul / Mehmet Doğan
Şehr-i Esrar: Divan Şiirinde İstanbul / Hamza Kaya
Sait Faik’in İstanbul’u / Ömer Kemiksiz
Hayal Şehir / Sebahattin Karakoç
Edebi Eserlerde Bir Hazine: İstanbul / H.Nihal Özbey
Mum Çiçeği / Özer Burgaz
İstanbul’un Kimliği: İmparatorluk Merkezi / Ertan Eğribel
Haseki Daruşşifası- Şişli Etfal’den Vakıf Gureba’ya Tarihi Bir Yolculuk…/ Asiye YÜCEL
Kayıp Ebabiller / Nef’i Pedri
Sır; Darüssaade’nin Haremağaları / Ayşegül Serdar
İstanbul Şiirleri / Rasim Demirtaş
Ayağımda Kırk Numara Bir İstanbul / Hüseyin Akın
İdeolojilerin İstanbul’u / Rüstem Budak
Sakiname/ Nihat Kaçoğlu
Mezar Taşlarında Yazının Gelişimi / Ersan Perçem
İstanbul’daki En Eski Selâtîn Camii: 2. Bayezid Camii ve Külliyesi / İsa CIDA
Ah İstanbul/ İbrahim Açılan
Hangi İstanbul/ Leyla Yıldız
Bir İstanbul Sine- Masalı / Ahmet Sakartepe
Örtüsüne Bürünen Şehir: İstanbul/ Abdulkadir Akdemir Sahafların İstanbul’u İstanbul’un Sahafları / Reşit Güngör Kalkan
Karyağdı (Eyüp) Tekkesi / Nicolas Vatın – Thierry Zarcone
Topkapı Sarayı / Erdal Topak
İstanbul’un Karikatürize Halleri / Said Coşar
Değirmenden Mektuplar/ Mehmet Doğan
Haber Metni
İstanbul, Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük şehri olup, eskiden Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezi idi. Bugün ise İstanbul, Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük şehri ve merkezi olmayı sürdürmektedir. Modernitenin klişe dunkofluğundan bakılıp, bir ülkenin merkezinin ille de başkenti olması gerektiği düşünülmüyorsa, öyledir. İstanbul’un başkent olmaması tarihin güzel bir cilvesi olarak görülmelidir. Çünkü teknik olarak ulus-devlet yapılanmasının ve Modernite şekilciliğinin hantal ve yoğun bürokratik yapılaşmasından, İstanbul böylece kurtulabilmiştir. Belki şuna dikkat etmeli; İstanbul’un buranın başkenti olmaması, kimsenin başkenti olamayacak olması anlamını da haiz olmalıdır.
İstanbul, bürokratik yapılaşma ifrazatından kurtulmakla felaha ulaşmış olmadı; köprüler başta olmak üzere, daha bir yığın sebepten korkunç düzeyde bir nüfus arzıyla zamanla bir çöplüğe döndü. İstanbul, sınırsızlaştı. Hâlbuki İstanbul, bir zamanlar şehirdi. Şimdi ise metropol. Mega kent, hiper kent. Modern ve modern sonrası Batı uygarlığının her tarafa virüsler şeklinde bulaştırıp/yaygınlaştırdığı hayat ve zihniyet tasavvurunun bir neticesi olarak yapılan insan ve eşya stoklamasının en felaketamiz laboratuvarı İstanbul’dur.
Bir şehir ancak bedenini muhafaza etmekle kimliğini sürdürebilirdi. Bu korkunç stoklama hızıyla İstanbul’un bedenini muhafaza etmesi söz konusu olmayacaktır. Şehirlerin bedeni, ikonalar gibidir; içinde bir ruhu ve ruhun tılsımını yansıtan esrarı/imgeyi de taşırlar. Onların bedenini, ikonalarını kırdığınızda/muhafaza edemediğinizde, ruhlarını da kaybedeceksinizdir. Bütün şehirlerin ikonaklastları, bu yıkıcı uygarlıktır. Felaketi keşfedenler onu ilk tadanlar oldukları için, erken bir ikazla uyanabilmektedirler; heyhat, bizlere felaket ağır ağır bulaştığı için onun ikaz değerini de kavrayamıyoruz. Yıkıcı uygarlık, en azından bu yıkıcılıkta bir düzen tutturmuştur; biz, ondan da mahrumuz.
Ne kadar da bedbin bir hasbıhal oldu! Hâlbuki Cevri’nin yazdığı şu mısra, muhtemelen en fazla İstanbul’un mai dudaklarından dökülürse yakışırdı:
Erbab-ı dile sıklet-i nadan ne beladır
Gönül ehli şikâyetten hoşnut olmazsa, bir teselli düşünülebilir; İstanbul, hiçbir açıdan yeryüzünün alelade şehirleri gibi tenkit edilemez. Çünkü o, evvela bir mittir. Bu yüzden herkes İstanbulludur. Bu yüzden İstanbullu kalmadı.
İstanbul, hiç görülmeden, bilinmeden sevilen bir şehirdir; o bir hayal hatta rüya olarak tasavvurları fethetmiş bir şehirdir. İnsanların yeryüzünde insanlık için yaptıkları tek meşru putçuluk, şehir yapmaktır. O bakımdan İstanbul bir puttur; meşru bir puttur. Müslümanlar puta tapmazlar, ama İstanbul’u sevmek caiz. İstanbul’a hürmet için biz bu sayıyı hazırlamaya gayret ettik. Muhtemelen hürmetsizlik olacak. İstanbul’a layıkıyla hürmet etmek kabili imkân değil. Buna rağmen emeği geçen herkese hürmet etmek lazım. Bütün okurlarımıza, göstermiş oldukları yoğun alaka için minnettarız.
DEĞİRMEN
İSTANBUL ÖZEL SAYISI
Şiiristanbul / Mehmet Doğan
İstanbul’un Fethi / Murat DEMİRCİ
İstanbul-Fatih İlçesi Tekkeleri / Müfid Yüksel
Kültürün Başkentinde ‘Şahane’ Bir Aşk / Aydın Kırman
İstanbulistler ve Neo-İstanbulistler / Ali Öztürk
Romanesk İstanbul / Mehmet Doğan
Şehr-i Esrar: Divan Şiirinde İstanbul / Hamza Kaya
Sait Faik’in İstanbul’u / Ömer Kemiksiz
Hayal Şehir / Sebahattin Karakoç
Edebi Eserlerde Bir Hazine: İstanbul / H.Nihal Özbey
Mum Çiçeği / Özer Burgaz
İstanbul’un Kimliği: İmparatorluk Merkezi / Ertan Eğribel
Haseki Daruşşifası- Şişli Etfal’den Vakıf Gureba’ya Tarihi Bir Yolculuk…/ Asiye YÜCEL
Kayıp Ebabiller / Nef’i Pedri
Sır; Darüssaade’nin Haremağaları / Ayşegül Serdar
İstanbul Şiirleri / Rasim Demirtaş
Ayağımda Kırk Numara Bir İstanbul / Hüseyin Akın
İdeolojilerin İstanbul’u / Rüstem Budak
Sakiname/ Nihat Kaçoğlu
Mezar Taşlarında Yazının Gelişimi / Ersan Perçem
İstanbul’daki En Eski Selâtîn Camii: 2. Bayezid Camii ve Külliyesi / İsa CIDA
Ah İstanbul/ İbrahim Açılan
Hangi İstanbul/ Leyla Yıldız
Bir İstanbul Sine- Masalı / Ahmet Sakartepe
Örtüsüne Bürünen Şehir: İstanbul/ Abdulkadir Akdemir
Sahafların İstanbul’u İstanbul’un Sahafları / Reşit Güngör Kalkan
Karyağdı (Eyüp) Tekkesi / Nicolas Vatın – Thierry Zarcone
Topkapı Sarayı / Erdal Topak
İstanbul’un Karikatürize Halleri / Said Coşar
Değirmenden Mektuplar/ Mehmet Doğan
e-posta: degirmendergi@gmail.com -- htpp://www. degirmendergi.com
TLF. 0505 647 03 25
Abone: Yurtiçi-yıllık: Kurumlara 60 TL / Şahıslara 40 TL
Rüstem Budak Adına Posta Çeki: 593 94 08,
Rüstem Budak Adına Yapı Kredi Bankası Hesap No: 712 630 82